Selamlar. Uzun süredir yazmıyordum, bir sessizlik içindeydim. Hem yazmayı hem de sizleri özledim. Zaman zaman konuşulacak çok şey var diye düşündüm, çoğu zaman da hangi sırayla nasıl konuşsam kestiremedim. Bu uzun sessizliğin nedeni de buydu aslında.
Öncelikle şunu söyleyeyim, bir şeye başlamak kadar onu istikrarlı bir şekilde devam ettirebilmek de zor. Bir hobiye başlamak, bir alışkanlık edinmek, zararlı bir alışkanlığı bırakmak, spor, diyet, sosyal medyada düzenli olarak bir şeyler paylaşmak ya da düzenli olarak yazı yazmak… Bir şeylere başlamak istiyor da başlayamıyorsanız ya da başlayıp başlayıp devam ettiremiyorsanız bilin ki yalnız değilsiniz. Birçoğumuz aynı döngüyü yaşıyoruz. Bu konudan da başka bir yazıda bahsedeceğim 🙂
Bugün konuşmak istediğim konu duygularımız. Hiç düşündünüz mü, mutluluk, sevinç, neşe gibi pozitif duygular yaşadığımız zaman bunların normal olup olmadığını hiç düşünmüyoruz. Ama üzüntü, öfke, hayal kırıklığı ve gerginlik gibi negatif duyguları yaşadığımız zaman “Bu yaşadığım duygu normal mi? Çok mu abartıyorum?” şeklinde kendimizi sorgulayabiliyoruz. Peki, hangi duygular normal? Ya da… Normal ya da anormal duygular var mı?
Duygunuzu Nasıl Alırdınız?
Duygular çok çeşitli. Saymaya kalksak derya deniz… Ve eminim ki yaşamak isteyeceğimiz duygular mutluluk, neşe, sevinç, huzur, sakinlik, gevşeklik gibi duygular. Kimse isteyerek mutsuz olmaz, isteyerek bir şeylerden korkmaz, öfkelendiğine memnun olmaz. Hayatta hep mutluluk ve huzuru ararız, ona ulaşmaya çalışırız. En azından ben bilinçli olarak mutsuzluğun peşinde koşan birine rastlamadım.
Bu da bizi mutluluğun ne olduğu konusuna getiriyor aslında. Mutluluğun ne olduğu hem çok felsefi hem de çok kişisel. Çünkü farklı insanlara mutluluğun ne olduğunu soracak olsak hepsinden farklı bir yanıt alırız. Hatta yanıt alamadığımız da olur çünkü her ne kadar mutluluğun peşinde koşsak da onun ne olduğunu tam olarak bilemeyebiliriz.
Mutluluk Nedir?
Mutluluk nedir sorusuna birçok farklı açıdan bakılabilir. Mesela filozoflar mutluluğu çeşitli şekillerde tanımlamış.
- Aristoteles’e göre mutluluk, “eudaimonia” yani erdemli bir yaşam sürmekle mümkün olur. Ona göre kişi potansiyelini gerçekleştirdikçe, değerlerine uygun yaşadıkça mutlu olur.
- Epikür, mutluluğu haz almak ve acıdan uzak durmakla açıklamış. Ona göre basit ve ölçülü bir yaşam, gerçek mutluluğun anahtarı sayılmış.
- Stoacılar ise dış koşulların değil, içsel dinginliğin ve zihinsel tutumların önemli olduğunu söylemiş. Onlara göre olaylara verdiğimiz tepkiler mutluluğumuzu belirleyen şey olmuş.
Psikolojide ise uzun yıllar mutluluğun değil mutsuzluğun üzerinde durulmuş, psikoterapiler sorun odaklı ilerlemiş. Varoluşçu-hümanistik psikoterapiler, logoterapi ve 2000’lerin başında ortaya çıkan pozitif psikoloji yaklaşımları yaşamın anlamı ne, mutluluk ne ve ona nasıl ulaşılır sorularıyla çalışmıştır.
Psikoterapide ise yine mutluluk anlayışının kişiye özel olduğu yaklaşımından yola çıkılarak yaşamında neler olsa mutluyum derdin sorusu ile mutluluğun tanımını bulunur.
Mutluluk Fark Edilen Bir Şey Mi?
Bir düşünün olumlu duygular yaşadığınızda o an durup kendinize “Şu an neşeliyim.” ya da “Şimdi huzurluyum.” der misiniz? Peki ya olumsuz duygular yaşadığınızda? “Çok sinirliyim.”, “Kafam karmakarışık”, “Kaskatı kesildim”… gibi ifadelerle duygularınızı belirtirsiniz.
Olumlu duygular yaşadığımız anlarda genellikle “anı yaşıyor” oluruz. Kendimizi o andan soyutlayıp “Şimdi mutluyum” dediğimiz pek olmaz. Olumsuz duygular yaşadığımız zaman ise sadece duyguyu ya da anı yaşamakla kalmaz duygularımıza ve olanlara kafa yorarız. Sinirlendiğimiz kişiye ne kadar sinirlendiğimizi, ona söylemek istediklerimizi, yapacaklarımızı, yapmayacaklarımızı ya da yapamayacaklarımızı… Her şeyi akıl süzgecimizden geçirmeye başlarız.
O halde olumlu duygularımızı sadece yaşar ve üstüne çok düşünmeyiz, olumsuz duygularımızı ise hem yaşar hem de yaşadığımız duygunun farkına varırız diyebilir miyiz? Bence evet. Şimdi aklınıza gelmiş olabilecek soruları duyar gibiyim:
“Olumsuz duygularımız hakkında düşünmemeli miyiz?” ya da
“Olumlu duygularımızı fark etmeye mi çalışmalıyız?”
Bu İşin Bir Doğrusu Var Mı?
Aslına bakarsanız bu işin tek bir doğrusu yok. Olumlu duyguları durup fark etmeye çalışmak yararlı olabilir. Ancak kendinizi yaşadığınız andan fazla ayrıştırırsanız duygunuzla aranıza mesafe girebilir. Yine de mutlu ve neşeli anları anında yaşayıp üstünden çok geçmeden “Mutlu bir an yaşadım.” ya da “Bugün aldığım haber beni çok mutlu etti.” diyerek hafızanıza kazırsanız olumlu duygularınıza yönelik algıda seçiciliğiniz artabilir.
Olumsuz duygulara gelecek olursak… Duygularımız üzerinde tam kontrol sahibi olmamız mümkün değil. Yani üzüldüğünüz bir konu varsa ve biri gelip “Üzülme artık, geçti” dese üzüntünüz bir anda geçmez. Kontrol sahibi olduğumuz şeyler daha çok düşüncelerimiz ve davranışlarımızdır. Bir duygunun varlığında nasıl bir tavır alacağımızı ya da hangi eylemlerde bulunacağımızı biz belirleyebiliriz.
Negatif Bir Duygu Yaşadığımızda Neden Bu Konuda Çok Düşünürüz?
Zihnimiz bizi ayakta tutmaya ve yaşadığımız problemler için çözüm bulmaya çalışır. Boş zamanlarımızda ya da dalıp gitmişken aktifleşen varsayılan mod ağı problem anlarında da aktif hale gelir. Yani olumsuz bir durum yaşadığınızda o konuyu düşünmeden duramamanızın sebebi zihnin problem çözmeye çalışmasıdır. O konu hakkında tüm gün, hatta günlerce düşüncelere dalabilirsiniz. Düşüncelerin yoğunluğu derin uykuya dalmanızı engelleyebilir, sizi uykusuz bile bırakabilir.
Varsayılan mod ağı ve düşüncelere dalıp gitme konusundan “Ruminasyon ya da ‘Beynim Susmuyor!’ Durumu Nedir?” adlı yazımda bahsetmiştim. Okumak isterseniz buradan bakabilirsiniz.
Yani Tüm Bunlar Normal Mi?
Aslında evet. Pozitif duyguları yaşadığımız zaman anı yaşayıp duygular üzerine çok düşünmememiz normal. Aynı şekilde negatif duyguları yaşadığımız zaman o duyguya sebep olan şeyi düşünmeden edemememiz de normal.
Ne Zaman Yardım Alınmalı?
Mutsuzluk, hüzün, öfke, gerginlik gibi duyguları uzun süredir yaşıyor olabilirsiniz. Hayat kaliteniz düşmeye başlamış olabilir. Böyle durumlarda duyguların sizde yarattığı etkilerle başa çıkmaya çalışmayı denemek iyi bir fikir olabilir. Ya da bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünebilirsiniz.
